Sushi Neyle Tutulur? Bir Hedefteki Çıkmaz!
Sushi. Bu kelime, ne zaman hayatımıza girmişse, herkesin ağzında bir parmak bal gibi dolaşmaya başlamış. Ne zaman bir sosyal medya hesabına göz atsak, ya da arkadaş grubuyla yemek planı yapsak, sushi her zaman gündemde. Ancak, sushi neyle tutulur? İşte tam bu noktada işler karışıyor ve birçoğumuzun “tamam, sushi iyidir de” dediği o kritik soruyu soruyorum: Bu sushi kültürel bir deneyim mi, yoksa sırf Instagram’da bir fotoğraf paylaşma aracı mı?
Sushi’nin sevdiğim yanları var, ama dürüst olmam gerekirse, birkaç zayıf noktası da var. Gelin, bunları biraz cesur bir şekilde inceleyelim. Duygusal mı oluyorum? Evet. Çünkü sushi, aslında çok daha fazlası. Ancak, bir yandan da, sushi’nin ‘tutuluş’ şekliyle ilgili kimsenin göz önüne almadığı bazı sorunlar var. Ve evet, ben o sorunları size açıklamaya kararlıyım.
Sushi’nin Güçlü Yönleri: Yani, Evet, Gidip Yerim
Öncelikle, sushi’yi seviyorum. Japon mutfağının bu zarif örneği, hem lezzetli hem de sağlıklı. Balık, sebze, pirinç ve deniz yosunu gibi doğal malzemelerle yapılan sushi, bir yanda iştah açıcı bir yemekken, diğer yanda da sağlık dostu bir seçenek sunuyor. Sadece damağınızı şenlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda besleyici. Hangi yemek sizce bu kadar dengeyi sağlayabilir ki?
Bir diğer güçlü yönü ise sushi’nin estetik yönü. Yani, bir sushiyi tabağa yerleştirip ona bakarken bile o “güzel” kısmı unutamıyorum. Sunumu, renkleri, çeşitliliği… İnsanın içi açılıyor, değil mi? Bence sushi’nin en başarılı olduğu alanlardan biri de işte tam bu görsel cazibedir. Sadece yemek değil, neredeyse bir sanat eseri gibi. Sonra, Instagram’a koyuyorsunuz, fotoğrafı beğenenler birikiyor, sanki dünyanın en özel insanıymışsınız gibi hissediyorsunuz. “Hayatın anlamı, sushi ile başlayan bir gün olabilir mi?” diye sormadan edemiyorum.
Sushi’nin güçlü bir başka yönü ise çeşitliliği. Sushi’nin, sushinin kendisi kadar çeşitleri var! Ters sushi, nigiri, sashimi, maki… Dilediğiniz gibi oyun alanınız var. En “geleneksel” olanıyla bir başlangıç yapıp, yeni yaratıcı tariflerle sınırlarınızı zorlayabilirsiniz. Buradaki sorun şu: Peki, bunun doğru ve yanlış yolu nedir?
Sushi’nin Zayıf Yönleri: Gerçekten Herkes İçin Mi?
Evet, sushi’nin çok parlak bir tarafı var ama biraz da karanlık yüzüne bakalım. Öncelikle, sushi’nin herkes için uygun olup olmadığı sorusu aklıma geliyor. Bunu bazen bir grup arkadaşla tartışırım, ve her defasında aynı sonuç çıkar: Herkesin damak zevki aynı değil. Sushi, bazı insanlar için tam anlamıyla bir “baş yapıt” olabilirken, bazıları içinse sadece garip bir deneyim. Mesela, bazı insanlar sushi yediğinde, “Bunun ne kadar lezzetli olduğunu nasıl anlayabiliyorsunuz?” diye soruyorlar. İşte burada işin ilginç kısmı başlıyor.
Hadi bunu daha da tartışalım: Sushi’nin en popüler formu olan “raw” yani çiğ balık içeren sushi, aslında ne kadar sağlıklı? Hani, o kadar taze olmasına rağmen, insanın sürekli olarak çiğ balık yemesi gerçekten o kadar masum mu? Evet, Japonlar sushi’yi severek yerler, ama bizler? Türk mutfağındaki mezelerden, etli yemeklerden, sebze yemeklerinden sonra, “Evet, şimdi sushi’ye geçebiliriz!” dediğinizde, vücudunuz hazır mı?
Bir başka sorun ise sushi’nin “yüksek maliyeti.” Sadece sushi’nin bir tabak fiyatı değil, ayrıca sushi deneyimini yaşamak için ödediğiniz “statü” fiyatı da oldukça dikkat çekici. Japon restoranları dışında, sushi’nin “sağlıklı” imajı her zaman daha pahalı ve elit bir yemek kültürüyle ilişkilendiriliyor. Bir tabak sushi almak için ayda kaç kez dışarı çıkarsınız? Bunu düşünmek bile yeterince karmaşık.
Sushi Neden Modası Geçmiş Gibi Görünüyor?
Günümüzün sosyal medya kültüründe her şeyin hızla tüketildiği bir dönemde sushi’nin popülerliği de zamanla düşmeye başladı mı? Sushi, bir zamanlar “yeni, özgün ve modern” gibi algılanıyordu, ama şimdi daha çok “sürekli tüketilen, aşırı tanıtılan ve biraz da klişe hale gelen” bir yiyecek olarak görünmeye başladı. Herkes sushi yiyecek, herkes bir sushi tabak fotoğrafı paylaşacak, herkes sosyal medyada sushi’nin ne kadar ‘havalı’ olduğuna dair bir yorum yapacak diye düşünüyorsunuz. Bunu kabul ediyorum; sushi bir dönemin “havalı” yiyeceğiydi. Ama şimdi, acaba bu yemek kültürü tekrar kendi özüne dönüp özgün bir form kazanabilecek mi?
Beni anlayanlar için sushi’nin bir statü göstergesi olma özelliği bir zamanlar geçerli olsa da, bugün biraz fazla sıradanlaştı. Yani, birisi size sushi tabağıyla gelirken, artık “Vay be!” demiyor, çünkü her yerde sushi var. Peki, bu durumda sushi, o eski cazibesini kaybetti mi?
Sonuç: Sushi Neye Tutulur?
Sushi’nin gücüne, sağlıklı olmasına, estetik açıdan tatmin edici olmasına, yaratıcı seçenekler sunmasına hiçbir itirazım yok. Fakat, sushi’nin elit statüsü ve pahalı fiyatı, zamanla onu “günümüzün gıda trendi” haline getirdi. Belki de sushi’nin gücü, onu öylesine “herkesin yiyebileceği” bir hale getirmekten geldi. Bu yüzden, sushi’nin “tutuluşu” biraz zayıfladı. Gerçekten değerli olan sushi’yi sevmenin, ona olan yaklaşımınızı değiştirmekle başladığını düşünüyorum. Sonuçta, her güzel şeyin bir ömrü vardır. Sushi neyle tutulur? Bunu ancak zaman gösterecek.